Sık Sorulan Sorular

Sık Sorulanlar bölümünde bulamadığınız olası sorularınız için VeterinerHekim.Net Facebook sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.


Papağangiller ailesine mensup muhabbet kuşları papağanlara (bazı papağan ırkları hariç) göre daha evcil ve de konuşmaya daha yatkındırlar. Ama yinede bir muhabbet kuşunu konuşturmak sabır işidir. İşte size bazı ipuçları : Öncelikle seçeceğiniz muhabbet kuşu genç olmalıdır. Muhabbet kuşu ne kadar genç olursa size alışması okadar kolay olacaktır. Ele gelen sizden korkmamayı öğrenen yani streslerinden arındırılmış muhabbet kuşu öğrenmeye ve sizi taklit etmeye daha yatkın olacaktır. Unutmamanız gereken sonuçta muhabbet kuşunun sizi taklit etmeye çalıştığıdır. Muhabbet kuşlarının erkeklerinin dişilere kıyasla daha kolay konuştukları gözlenmektedir. Konuşma eğitimine başlarken ana kural kuşa kısa cümleler yerine kelimeler öğretmektir. Mesela kafesin yanından geçerken merhaba maviş yerine sadece maviş demeniz daha yerinde olmaktadır. Kısa sözcükleri düzenli olarak tekrarlamalısınız. İlk kelimeleri öğrendikten sonra kelimeler yeni kelimeler ekleyebilirsiniz. Muhabbet kuşunuzun aklını karıştırmadan sıra ile kelime öğretiniz. Aynı anda birkaç kelimeyi veya cümleyi öğretmeyi denemeyiniz. Dersleri en fazla 15 dakika ile sınırlandırın. Daha uzun süreli dersler muhabbet kuşunuzun dikkatini toplamasını engelleyeceği gibi onu strese de sokabilir. Dersleri aileden sadece biri vermeli ve hep aynı kişi kelimeleri tekrar etmelidir. Kelimeleri kısa, anlaşılır ve yavaş söylemelidir. Muhabbet kuşlarının kadın ve çocuk seslerini çok daha iyi taklit ettikleri bilinmektedir. Öğretmeye çalıştığınız kelimeleri bir eylemle ilişkilendirin. Mesela odaya girerken merhaba, odadan çıkarken güle güle ,bay bay veya hoşçakal, yem verirken mama geldi, mama zamanı veya afiyet olsun , onu yıkarken bıcı bıcı vakti, gece ışıkları söndürürken iyi geceler veya iyi uykular, kafesi açıp dışarı çağırdığınızda hadi gel vb. gibi örneklerini çoğaltılabilecek pek çok kelimeyi bir eylemle ilişkilendirebilirsiniz. Eğitim amaçlı bir kaset doldurup işinizi daha da kolaylaştırabilirsiniz. Günümüzde özel olarak tasarlanmış kasetler satılmaktadır. Bunlar derslerinize faydalı tekrarlar sağlayacaktır. Muhabbet kuşları hiçbir eğitim almadan evde düzenli duydukları zil sesini, telefon sesini, kendi oyuncak çıngırağının sesini, öksürük sesini ve bunun gibi sıklıkla duydukları diğer sesleri öğrenebilirler. Dr. Haluk ÖMER

Lise eğitiminden sonra üniversiteye giriş sınavında başarılı olup veteriner fakültesinde okuma hakkı kazanan öğrencilerin eğitim süresi beş (5) senedir. Öğrenciler bu beş senenin sonunda tüm derslerini geçerlerse mezun olmaya hak kazanırlar. Veteriner hekimler beş sene okudukları için yüksek lisans derecesine sahiptirler. Doktora eğitimi almak isteyenler ÖSYM’nin yaptığı KPDS (Kamu Personeli Dil Sınavı) ve ya ÜDS (Üniversiteler arası Dil Sınavı) ve ALES (Akademik Lisans Üstü Sınavı) sınavlarına girip belirli puanları alırlarsa okul bitirme başarı ortalaması ve mülakat notu da hesaplanarak kabul edildikleri anabilim dalında minimum dört (4) sene maksimum altı (6)sene sürecek doktora eğitimine başlarlar. Başarılı olanlara ‘Doktor-Dr.’ Unvanı verilir.

Memeli hayvanların tümü sıcak kanlı olma özelliği taşır. Sıcaklı hayvan denince, vücut sıcaklıklarını devamlı olarak aynı seviyede tutan, yani vücut sıcaklıklarını çevre koşullarına göre değiştirmeyen hayvanlar grubu anlaşılır. Memeliler ve kuşlar sıcak kanlı hayvanlar grubuna girer. Soğukkanlılıksa, vücut sıcaklıklarının çevre koşullarına göre değişmesi özelliğidir. Amfibiler, sürüngenler, balıklar, böcekler ve diğer omurgasızlar bu gruba girer. Kışın havaların soğumasıyla soğukkanlıların vücut sıcaklıkları düşer. Bir nedenle kış uykusuna yatarlar. Memeli hayvanlar içerisinde de sıcak kanlı veya soğuk kanlı terimi kullanılır. Burada ifade edilen şey ise hayvanın mizacıdır (Ör: Sıcak ve soğuk kanlı at ırkları).

MUHABBET KUŞLARINDA CİNSİYET AYRIMI YAVRULARDA CİNSİYET AYRIMI Yavrularda cinsiyet ayrımı zordur ve tecrübe gerektirebilir. Birden çok muhabbet kuşu aynı anda karşılaştırılırsa ayrım daha da kolaylaşabilir. Yavru erkeklerin gaga üzerindeki tüysüz bölüm daha büyük ve koyudur. Yavru dişilerde burun delikleri çevresine dikkatle bakılırsa beyaz bir halka gözlenir. Yavru muhabbet kuşlarının irisleri koyu renkli, gaga koyu renklidir ve baştaki ondüleleri tam oluşmamıştır. YETİŞKİNLERDE CİNSİYET AYRIMI Yetişkin muhabbet kuşlarında cinsiyet ayrımı çok kolaydır. Kuşlar 3- 5 aylık olduklarında ergenlik çağına girerler ve gagalarından cinsiyet ayrımı kolaylaşır. Erkeklerde gaga üstündeki tüysüz bölüm mavi, dişilerde ise kahverengidir.

Türkiye’de 20 tane veteriner fakültesi bulunmaktadır. Bunlar: ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ (AYDIN) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ (AFYONKARAHİSAR) ANKARA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ (ERZURUM) DİCLE ÜNİVERSİTESİ (DİYARBAKIR) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ (KAYSERİ) FIRAT ÜNİVERSİTESİ (ELAZIĞ) HARRAN ÜNİVERSİTESİ (ŞANLIURFA) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KAFKAS ÜNİVERSİTESİ (KARS) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ (BURDUR) MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESI (HATAY) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ (SAMSUN) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ (KONYA) ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ (BURSA) YÜZÜNCÜ YIL ÜNVERSİTESİ (VAN) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ (BALIKESİR) YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ (KIBRIS) NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ (TEKİRDAĞ)

Koku alamayan kediler çoğu zaman yemek de yemez. Hasta bir kedinin gücünü koruyabilmek ve iyileşmesine yardım etmek için, kedinizi beslerken , şu önerilerimizi dikkate alın : 1. Kedinize konserve mama verin. Kuru mamaya göre kokusu daha fazladır. 2. Mamayı bir mikrodalga fırında ısıtın. Mamayı ısıtmak (fazla sıcak olmamasına dikkat edin), kedinizi yemeye davet edecek daha çok kokunun çıkmasını sağlar. 3. Bebek maması deneyin . Bebek mamasının kokusu çok güçlüdür ve belki hasta ve iştahsız bir kedinin yemek yemesini sağlayabilir. Ton balığı da bazı kedilerin iştahını açabilir, ama tek başına uzun süreli bir besin olarak kullanılmamalıdır.

Kaplumbağalar metabolizmaları çok yavaş olduğu için bizler ve diğer memeli canlılar kadar sık yemek zorunda değillerdir. Bu nedenle genellikle yapılan hata hayvanın çok sık beslenmesidir. İhtiyacından fazla yemek yemek istemeyen kaplumbağanın karnı doyacak ve sebebi tam olarak bilinmeyen bir açlık fazına geçecektir. Çok sık ve fazla miktarda beslenen kaplumbağalarda sık gözlenen bu duruma engel olmak için kaplumbağanızı hekiminizin tavsiye edeceği oranda (yaşı, ağırlığı ve yeminin içerikleri göz önünde bulundurularak yem miktarı belirlenmelidir) beslenemiz gerekmektedir. Ayrıca yemek yemeyen bir canlının hasta olduğu düşüncesi de aklınızın bir kenarından çıkmamalıdır. Bu nedenle yemek yemeyen bir kaplumbağanız varsa; tavsiyemiz : genel bakım koşullarını düzenleyin ve en iyi durumda olduğundan emin olun (sitemizin kaplumbağalar bölümü size yardımcı olacaktır) ve düzenli hekim kontrolleri ile kaplumbağanızın sağlığını kontrol altında tutun.

Kedi ve köpeklerin sağlık kontrolleri veteriner hekim tarafından düzenli bir şekilde yapılırsa, aşıları zamanında uygulanırsa evde kedi ve köpek beslemenin hiç bir sakıncası bulunmamaktadır. Çünkü uygulanan aşılarla hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı korunmuş olunuyor.

Genelde halk arasında köpeğin burnu ıslak ise sağlıklı olduğu, kuru ise de bir hastalık belirtisi olduğu yönünde bir kanaat vardır. Oysa, köpeğin burnu, sağlığı hakkında kesin bir işaret değildir. Köpekte normal beden ısısı 37,5 - 39,5 derece arasıdır; ancak veteriner hekimler, köpeğin ateşi 40 dereceye çıksa bile, burnunun soğuk ve ıslak olabileceğini belirtiyorlar. Burnu ıslak ve kuru olsa bile, asla köpeğinizdeki diğer hastalık belirtilerini göz ardı etmemelisiniz. Öte yandan, burnunun kuru olması da korkulara kapılmanıza neden değildir. Sıcak bir yaz öğleden sonrasındaki bir uyku, köpeğinizin burnunu oldukça kurutabilir. Her zaman, köpeğiniz için bol taze su bulundurun. Burnunun kuruluğu iki-üç gün devam eder ve başka belirtiler de ortaya çıkarsa, veteriner hekiminize danışın.

Veteriner hekimliğin görev alanını sadece hayvan sağlığı ile sınırlamak yanlış ve toplum zararına olacak kısır bir düşüncedir. Veteriner hekimliğin görev alanı doğrudan doğruya insan sağlığı ile de ilgilidir. Zira, hayvan sağlığı ile insan sağlığını birbirinden kesin olarak ayırmak mümkün değildir. Türkiye’de veteriner hekimin görevleri arasında; hayvan sağlığı yanısıra doğrudan insan sağlığı vardır. Veteriner hekimler, hayvan hastalıkları konularında ihtisas yaparak mütehassıs oldukları gibi halen tıp fakültelerinde mikrobiyoloji ve bakteriyoloji ihtisası yapma imkanına da sahiptir. Böylece doğrudan insan sağlığıyla ilgili konulara da girmişlerdir. Hayvan sağlığının korunması insanların zoonoz (hayvandan insana bulaşan) hastalıklardan korunması, hayvanların verimlerini yükseltmek gayesiyle ıslah edilmeleri, hayvani ürünlerin (et, süt, yumurta, peynir, yoğurt vs.) ve yemlerin muayene ve kalite kontrollerinin yapılması veteriner hekimin görevleri arasındadır.

Kedilerin yavruluktan itibaren içgüdüsel olarak çıkardıkları bu sesin esas amacı, anne kediye herşeyin yolunda olduğuna ve kendisini iyi hissettiğine dair mesaj vermektir. Kedilerin büyüdükten sonra bu sesleri çıkarmalarının sebebi, çocukluk içgüdüleri ile sahiplerine aynı mesajı vermeleridir.

Dişi kedinin davranışlarındaki değişimler, kızgınlık döneminin hangi aşamasında bulunduğunu anlamaya yardım eder. Başta, kedi ses çıkartır, kol ve bacaklarını arkaya atarak yerde tepinir, yerde yuvarlanır ve mobilyalara ya da ev halkına sürünür. Son derece yumuşaktır, özellikle erkeklere karşı. Erkek kedinin sırtına binmesine izin verir, ama cinsel birleşime henüz hazır değildir. Bu, yaklaşık 1 ila 3 gün süren preöstrus dönemidir. Sonra kızgınlık, yani östrus, dönemi başlar, ırklara göre süresi değişebilir, ama genelde 10 gün sürer. Kedi cinsel birleşmeye izin verir. Yumurtlama hemen olmaz, ama cinsel birleşim ile vajinanın uyarılması sonucunda yumurtlama başlar. Diöstrus, ırklara göre bir ila üç hafta sürebilir. Dişi kedi yeniden erkeklerin atılımlarını geri çevirir ve kesinlikle hiçbir cinsel temasa izin vermez. Yumurtlama yok ise, bu dönem toplamda yaklaşık üç hafta sürer, ama bazen sadece sekiz gün veya tam aksine otuz gün sürebildiği de olur. Döllenme olursa, gebelik başlar.

* Dünyanın en büyük timsahı 6 metre boyunda, ağırlığı ise 1 tondan fazla. * Develerin 3 tane kaşı vardır. * İstakozların kanı mavidir. * Bir sineğin hızı saatte 8 km'dir. * Erkek güve, dişi güvenin kokusunu 14 km'den alabilir. * Bazı böcekler kafalarının kopmasına rağmen bir sene yaşayabilirler. * Çikolata köpekleri öldürebilir. Gerçek çikolata köpeklerin kalbini ve sinir sitemini olumsuz şekilde etkiler. * Yarasalar bir mağaradan dışarı çıkarken hep sola dönerler. * Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir. * İngiltere'deki bütün kuğular, kraliyet ailesine aittir. * Kutup ayıları solaktır. * Baykuş mavi görebilen tek kuştur. * Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyon. * Bir karıncanın koku alma yeteneği, en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir. * Karıncalar uyumaz. * Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir. * Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi Çinlilerdir. * Hamam böcekleri yaklaşık olarak, 250 milyon yıldır yaşadıkları halde, hiçbir değişime uğramamışlardır... * Kediler ultrason seslerini duyarlar. * Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır. * Kedi ve köpekler insanlar gibi ya sağ ellerini çok kullanırlar ya da sol. * Kediler şeker tadını ayırt edemezler. * Eski Mısır'da kediler kutsal hayvan sayılıyordu ve öldükleri zaman insanlar saygılarını göstermek için kaşlarını kazırlardı. * Kediler 100 değişik ses, köpekler ise 10 ses çıkartabilirler. * Tüm dünyadaki kedi ve köpekler yılda 11 milyar dolarlık mama tüketiyorlar. * Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar. * Dünyanın en büyük hayvanı mavi balinadır. Aynı zamanda hayvanlar aleminin en hızlı büyüyen hayvanıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır. * Dünyanın en hızlı hayvanı Leopar'dır. Hızı saate 100 km.'ye ulaşır. * Dünyanın en hızlı kuşu Boğazlı Kırlangıç'tır. 3 saniye süreyle saatte 128 km. sürate ulaşmıştır. * İyi bakılan ve erken yaşlarda kısırlaştırılmış bir tavşan 8 ila 12 sene yaşar. * Son 4000 sene içerisinde herhangi yeni hayvan evcilleştirilmemiştir. * Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gereklidir. * Atlar bir aya kadar ayakta kalabilirler. * Bir inek hayatı boyunca yaklaşık 200.000 bardak süt üretir. * Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir. * Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar. * Her sene Amerika'daki hayvan bakım yerleri 30.000 kedi ve köpeği uyutma mecburiyetinde kalıyorlar. * Hastalanmayan tek hayvan köpek balıklarıdır. * Köpekbalıklarının kansere karşı bağışıklığı vardır. * 2.600 değişik cins kurbağa vardır. * Yılanlar duyamaz. * Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. * Filler zıplamayan tek memelidir. * Atların, insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır. * Fareler kusamaz. * Yunuslar gözleri açık uyurlar. * Kangurular geri geri yürüyemezler. * Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir. * Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir. * Sineklerin beş gözü vardır. * Sığırların dört tane midesi vardır. * Zürafalar yüzemez. * Zürafaların ses telleri yoktur. * Zürafa kulaklarını diliyle temizler. * Zürafa 35cm. uzunlukta siyah bir dile sahiptir. * Penguen yüzebilen, ama uçamayan tek kuştur. * Dünyada en tehlikeli hayvan sivrisinektir. Çünkü insanların ölümüne en fazla sebep olan hayvandır. * Hipopotamlar ağızlarını içine 1.20 cm.'lik bir çocuğun sığabileceği kadar geniş açabilirler. * Kirpiler suda batmaz. * Develerin üç tane kaşı vardır. * Bir istakoz, ancak yedi senede, yarım kilo alabilir. * Salyangozların 25.000 civarında dişi vardır. * Mavi yunusların kalbi dakikada sadece dokuz kere çarpar. * Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır. * Büyükçe bir yunus günde iki ton yiyecek tüketir. * Filler ortalama olarak günde iki saat kadar uyurlar. * Timsahlar daha derine batabilmek için taş yutarlar. * İnsanları parmak izinden, köpekleri ise burun izinden tanımak mümkündür. * Amerika'da 58 milyondan fazla köpek vardır.

İshal tanım olarak; sıvı kıvamlı, gün içerisinde fazla miktarda ve sıkça yapılan dışkılamadır. Hayvanınızın dışkısını bir veya iki sefer sulu kıvamda yapması normal olabilir. Bu durum devam edecek olursa mutlaka Veteriner hekiminize danışınız. Unutmayınız ki, ishal bir hastalık değildir. Vücutta birşeylerin ters gittiğinin bir belirtisidir.

Özellikle kızgınlık dönemleri sonrasında vücutta prolaktin adı verilen hormonun etkisiyle süt salgılayan bezlerin gelişimi neticesinde memelerde doğal bir büyüme ve ödem görülebilmektedir. Ancak yalancı gebelik, meme tümörü ya da meme hiperplazileri ve daha pek çok benzeri, hastalık olarak değerlendirilebilecek durumlarda da meme bölgesinde şişlikler görülmektedir. Bu nedenle bu şişliklerin yakın takibi ( büyüme hızı ve yayılmaları) Veteriner Hekim tarafından yapılmalıdır.

Yapılan araştırmalar ve testler sonucu (bu testler insanların hayvanlardan isteklerine hayvanın cevap verebilmesi ve bunun karşılığında ödüller almasına dayalıdır, hayvanların kendi istekleri ve ihtiyaçlarının çok fazla göz önünde bulundurulduğunu söylemek doğru olmaz) şempanzeler oldukça akıllıdır. Araştırmacılar onlara işaret dili ile iletişim kurmayı öğretebilmişlerdir. Yunus ve katil balinaların şempanzeleri takip ettiği söylenebilir. Diğerleri ise filler, atlar, kedi ve köpekler olarak bilinir.

Çoğu kedi sahibi kuru mamanın mı ya da konserve mamanın mı daha iyi olduğunu bilmek istiyor. Veteriner hekimler genlede, kuru kedi mamasını, belirli beslenme ihtiyacı ya da alerjik durumları olmayan kediler için ana beslenme kaynağı olarak önerirler. Kuru mama genelde daha az pahalıdır, daha temizdir ve kullanımı daha kolaydır. Ayrıca açıldıktan sonra daha uzun süre dayanır ve genel diş sağlığını korumakta da çok daha iyidir. Ziyan olacağı endişesi olmadan kediye istenildiği kadar verilebilir (eğer kediniz aşırı obur değil ya da kilo almaya yatkın değilse). Özel ihtiyaçları olan kediler her zaman veteriner hekiminizin önerdiği şekilde beslenmelidir. Çünkü, diyet programına uymamak, ciddi sağlık sorunları getirebilir. Yani her zaman olduğu beslenme tarzını veteriner hekiminizin kedinize özel belirlediği şekilde uygulamak en iyisidir.

Ağız kokusunun en büyük nedenleri diş ve diş eti hastalıklarıdır.Bunların başında da diş taşları gelmektedir. Ancak ağız kokusuna neden olabilecek diğer sistemik hastalıklar da göz önünde bulundurulmalıdır (böbrek hastalıkları gibi). Ağız sağlığı ve bakımı konularında lütfen hekiminize danışınız.

Kedi ve köpeklerin yaralarını yalamalarının gerçekten de yaranın temizlenmesine yardımcı olduğu ve salyalarında bulunan tiyosiyanatların kısmen antiseptik etkisi olduğu bilinmektedir. Ancak aşırı miktarda yalama faydadan çok zarar verecektir. Yaranın iyileşmesi için veteriner hekiminizin önerilerini dinleyin.

Köpeğin burnun ıslak veya kuru olması sağlığı hakkında kesin bir gösterge değildir. Köpekte normal beden ısısı 37,5 - 39,5 derece arasıdır; ancak bazı durumlarda köpeğin ateşi 40 dereceye çıksa bile, köpeğin burnu soğuk ve ıslak olabilir. Burnu ıslak ve kuru olsa bile, asla köpeğinizdeki diğer hastalık belirtilerini göz ardı etmeyin. Öte yandan, burnunun kuru olması da korkulara kapılmanıza neden değildir. Sıcak bir yaz öğleden sonrasındaki bir uyku, köpeğinizin burnunu oldukça kurutabilir. Her zaman, köpeğiniz için bol taze su bulundurun. Burnunun kuruluğu iki - üç gün devam eder, ya da başka belirtiler var ise, veteriner hekiminize danışın.

Genelde ilk duyulduğunda akıllara memelileri getirse de, hayvan kelimesi sadece memelileri kapsamaz. Kuşlar, sürüngenler, balıklar, kurbağalar, kaplumbağalar ve böceklerde hayvan kelimesinin kapsadıklarındandır. Geçmişte bilim adamları bütün yaşamı iki grupta toplamışlardır; Yaşayan herşey ya hayvandır ya da bitki. Ancak günümüzde biliyoruz ki; yaşam nesli tükenen birçok canlı türüne rağmen çok daha karmaşıktır.

Hayvanınızın tüyleri belirli mevsimlerde doğal olarak değişmekte ve dökülmektedir. Mevsim geçişlerinde vahşi hayvanlar kalın tüyleri ile ince tüylerini değiştirirler. Evimizde baktığımız hayvanlarımız da bu atalarından gelen biyolojik durumu sergilerler. Ancak tüylerin aniden, çok fazla dökülmeye başlaması ya da bölgesel kellik şeklinde, derisi görünecek kadar dökülmesi bir hastalığa işaret edebilir. Bu durumda mutlaka hekiminize danışmanız gerekmektedir. Dostunuzun tüy sağlığı ayrıca yedikleriyle de alakalıdır. Ne kadar kaliteli besinler alırsa, metabolizması okadar sağlam olacak ve karaciğer gibi deriyi kolaylıkla etkileyen organları çok daha düzgün çalışacaktır. Bu şekilde hem sizin hem de onun sağlığı korunmuş olacaktır.

Kimi köpek sahipleri kulaktan duyma bilgiler ışığında bu türde 'doğal' pire ilaçlarının etkisine inanır ve köpeklerine verirler; ancak bunun bilimsel hiç bir dayanağı olmadığı gibi fazla miktarda verilen sarımsak köpekler için zararlıdır.

Dış parazitler gerek hayvanlarımızı gezdirirken dış ortamlardan (park, bahçe, vs.) gerekse de bizler aracılığı (ayakkabılarımız) ile evcil hayvanlarımızın vücutlarına gelir ve kendileri için en uygun ortam olan kıllar arasında yaşamlarını sürdürürler. Tabi yaşamlarını sürdürebilmek için köpeğimizin / kedimizin kanını emmeye muhtaçdırlar. Bu durum da dostlarımızın sağlığına oldukça fazla zarar verir. Aşırı kaşıntı, kıl dökülmeleri ve derisinde alerjik reaksiyonlar dış parazitlerin sebep olduğu zararlardan sadece bir kaçıdır. Dış parazitlerden evcil hayvanımızı korumak aslında son derece basittir. Bunun için Veteriner Hekiminizin önereceği sıklıkta dış parazit uygulamalarını yaptırmanız yeterli olacaktır. Uygulanan ilaçlar vücudun üzerindeki parazitleri uzaklaştırdığı gibi ilacın çeşidine ve mevsime göre farklılık göstermekle beraber en az bir ay evcil hayvanımızın kıl köklerinden sürekli bir kimyasal yayarak da bu parazitlerin vücuda yaklaşmasına engel olacaktır.

Göremedikleri iddiası yıllar önce kapsamlı ve bilimsel çalışmalar yapılmadan önce ortaya atılmıştır.Kısacası bir söylenti de denebilir.Bizce köpekler (bilimsel verilerinde desteklediği üzere) renkli görebilirler.Ancak renkleri bizim gördüğümüz tonlarda ve algıladığımız renklerde görmeyebilirler.Zaten onlar için renkler bizim için olduğu kadar önem teşkil etmez.Onlara göre baktığı objenin renginden çok detayı önemlidir.Söz gelimi Herbivorlar (Otçul Hayvanlar) için renk algılaması çok daha önemlidir, örnek vermek gerekirse bir meyvanın olgunlaştığı renginden anlaşılır. Bilindiği gibi köpekler Karnivor (Etçil Hayvanlar) sınıfındadırlar.

Bir hayvanın yaşam süresi birçok faktöre bağlıdır (Tabi beslenme yaterliliği ve hastalıklar haricinde). Her ayrı tür kendi içinde yaşam süresini tayin eden biyolojik bir saate sahiptir diyebiliriz. Örnek vermek gerekirse kaplumbağalar sahip oldukları yavaş metabolizmaları ile en uzun yaşayan canlılardır. 150 yıl ve üstü yaşayabildikleri bilinmektedir. Memeliler içinde ise insan; çevresini kontrol edebilme gücü ve hastalıklara çare bulabilmesi sayesinde yaşam süresini belli oranlarda tayin edebilir. Büyük balinaların yaşam süreleri insanınkine yakındır. Filler 60 ila 70 yıl (doğal vahşi ortamlarında katledilmezler ise) yaşayabilirler. Kuşlar içinde ise papağanların 70 yıl ve üzeri yaşayabildikleri bilinmektedir.

Dişi kuşlar belirli dönemlerde çiftleşmeseler dahi yumurtlarlar ve içgüdüsel olarak kuluçkaya yatarlar. Eğer kuşunuzun çiftleştiğinden eminseniz ve yumurtadan yavru çıkmıyorsa, ya kuşunuz kuluçkaya yatmıyordur ya da erkekte veya dişide bir kısırlık sorunu vardır. Bu sorunu çözmek için bir Veteriner Hekimin hayvanınızı muayene etmesi gerekmektedir. Bir diğer sorun ise yumurtanın saklandığı ortam olabilir. Nem ve sıcaklık açısından uygun olmayan yerde yumurtanın içerisindeki embriyonun ölmesi mümkündür.

Öncelikle köpeğinizle aynı ırktan bir köpeğin sahibi ile temas kurmanız gerekir. Bu konuda sitemiz forumundan veya Veteriner hekiminizden destek alabilirsiniz. Dişi köpekler yılda iki defa kızgınlık gösterirler. Bu dönemin başladığını genital bölgesinden gelen bir kaç damla kandan anlayabilirsiniz. Dişi, erkeği ancak kanama bittikten sonraki günlerde kabul edecektir. Kanama sonrasındaki hafta içerisinde birer gün ara vererek yapılan çiftleştirme seansları gebeliğin sağlanması açısından faydalı olacaktır.

Sistit; idrar kesesinin yangısı olarak tanımlanabilir. Kısaca idrar kesesinin aşırı derecede uyarılması ( taş, kristal, tümörler, mikroorganizmalar gibi pek çok sebebe bağlı olarak..) sonucu ortaya çıkar. Ağrı, tüm sistitlerde ortak özelliktir. Hastalığın derecesine bağlı olarak idrar yapma sıklığı değişkendir ya da hiç idrar görülmeyebilir. Kese boş olsa dahi (idrar yokken) hayvan idrar kesesini dolu hissedeceğinden sürekli tuvalet ihtiyacı hissetmektedir. Özellikle kedilerde çok sık görülmesi sebebiyle mutlaka kaliteli ve profesyonel mamalar ile beslenme ve İÇME SUYU tüketimi çok önemlidir. Çeşme suyu içen kedilerde sistit görülme sıklığı çok daha fazladır. Acil tedavi gerektiren bir hastalıktır.

Bunun sebebi vücudun hormonal dengesinin diğer endokrin bezlerce oluşturulmasıdır. Cinsiyet hormonlarını salgılayan bezler uzaklaştırılınca adrenal (böbrek üstü) bezler bu işlevi kısmi de olsa kompanze ederler. Dolayısıyla kediniz daha az da olsa, belli başlı kızgınlık belirtilerini gösterecektir.

Yarayı yalaması gerçekten de yaranın temizlenmesine yardım eder ve köpeğin salyasında bulunan enzimlerin kısmen antiseptik etkisi vardır ama aşırı miktarda yalama, faydadan çok zarar verir. Yaranın iyileşmesi için veteriner hekiminizin önerilerini dinleyin.

Kedinizin evinizdeki eşyaları tırmalaması tamamen doğal bir içgüdüdür. Tırmalama, kedilerde esneme hareketi ve dolayısıyla kaslarının sağlıklı kalabilmesi için gereklidir. Bölgelerini belirlemek için kaplan ve aslanların da bu davranışı sergilediklerini görürüz. Tırnak ve tendolarının sağlığı için de mutlaka yapmaları gereken bir harekettir. Bu durum eşyalarınıza zarar veriyorsa çözüm olarak kedinize tırmalama tahtası veya benzeri bir eşya alabilirsiniz.Ancak kediler sıklıkla belirli bölgeleri tırmalamayı tercih ederler. Dolayısıyla tırmalaması için alacağınız bu eşyanın kediniz eve ilk geldiğinde mevcut olması onu seçmesi açısından faydalı olacaktır. Ayrıca kedinizi tırmalamasını istediğiniz yere alıştırmak için Veteriner Kliniklerinde ve evcil hayvan mağazalarında satılan "catnip" adı verilen spreyler mevcuttur. Uzak durmasını istediğiniz bölgeler için de, uzaklaştırıcı ürünler bulunsa da bazı kedilerde bu ürünler hiç bir etki göstermemektedir. Asla dayak veya ceza ile istenmeyen bölgeden uzak tutmayı denemeyin. Daha da fazla zarar vermesine ya da sizden soğumasına neden olabilirsiniz.

Özellikle İran kedilerinde sıklıkla gözlenen bu durum erken teşhiste rahatlıkla tedavi edilebilen ve önüne geçilebilen bir sağlık problemidir. Tedavi edilmediği takdirde gözyaşı kanallarının tıkanması ya da göz çevresinde kalan çapakların Kornea (gözün saydam tabakası)'ya zarar vermesi sonucunda ciddi göz hastalıklarına neden oldukları görülmektedir. Düzenli olarak gözlerin temizlenmesi ve bakımı bu hastalıkların oluşumunu engelleyecektir. Kullanabileceğiniz solusyonlar ile ilgili lütfen hekiminize danışınız.

Sorunun pek çok nedeni olabilir. Hayvanınız dişi ise ve erkekle çiftleşmek istemiyorsa, büyük ihtimalle hayvanınız uygun dönemde değildir. Bunun için kızgınlık dönemini beklemelisiniz. Kanama başladıktan sonraki 7-14. gün arası bunun için uygun dönemdir. Döneminde de erkeği kabul etmiyorsa hormonal dengeleri açısından Veteriner Hekiminizin hayvanınızı muayene etmesi ve gereken uygulamaları yapması şarttır. Eğer hayvanınız erkekse ve dişiyi kabul etmiyorsa, dişiyi değiştirmeyi deneyebilirsiniz. Hala bir gelişme göremiyorsanız, çifleşmeleri için bir veteriner kliniğine götürünüz ve veteriner hekiminizin erkeği ve dişiyimuayene etmesini isteyiniz. Bu doğrultuda eğer iki taraf da sağlıklı ise ancak kabul etme sorunu varsa erkekten alınan taze sperma dişiye verilebilir. Ancak Veteriner Hekiminiz bu uygulamayla doğru şekilde ve minimum riskle gebeliği sağlayabilir.

Kedinizi yıkamanız, aşırı derecede kirlenmediği sürece gerekli değildir. Rutin olarak üç ayda bir özel şampuanları ile yıkayabileceğiniz gibi kuru ya da köpük sampuan gibi ürünlerle de temizlenmesine yardımcı olabilirsiniz.Çok sık yıkanan kedilerde tüy dökülmeleri, kepeklenmeler ve daha da önemlisi kendisini yalayarak temizleme davranışında azalmalar görülmektedir.

Sürüngen hayvan türlerinden olan su kaplumbağalarının bakım ve beslenme koşulları oldukça önemlidir. Bakım konusunda yapılan en ufak bir hata bile kimi zaman önleyemeyeceğimiz hastalıklara yol açabiliyor. Her şeyden önce en sık yapılan hata kaplumbağaların küçük fanuslarda bakılması ve su değişim sıklığının düzgün yapılmaması oluyor. Su içinde biriken idrar,dışkı ve yem artıkları zamanla mikrop üremesine sebep olur. Kaplumbağanın gözleri ve kulakları bu mikroptan gayet kolay etkilenen organlarıdır. Başının yanındaki şişlik, büyük ihtimalle kulakta biriken apseden kaynaklanmaktadır. Tedavisi ise operatif müdahele ile oluşan irinin kulaktan çıkartılmasıdır. Elbette bu işlemden sonra bakım ve beslenme koşullarının mutlak suratle değişimi gereklidir ki hastalık tekrar oluşmasın. Operasyondan sonra uygun bir antibiyotik ve vitamin seçimi ile tedavi sürdürülür. Kaplumbağalar için özellikle A vitamini çok önemlidir. Seçilecek olan vitamin preperatının içindeki A vitamini oranına dikkat etmekde fayda vardır.

Öncelikle bir köpeği, yani yaşamı boyunca size koşulsuz şartsız dostluk etmek için yaşayan bir canlıyı en ucuza nereden alabileceğiniz sorusundan evvel EN SAĞLIKLI NEREDEN ALABİLİRİM ? gibi bir soru daha doğru olacaktır. Zira yavru köpeklerin doğum sonrasında itina ile bakımı ve uygun şekilde beslenmeleri ciddi bir masraf gerektirmektedir. Bu masrafında karşılığı olarak köpeğin fiyatı DÖNEM ve IRKIN BULUNMA SIKLIĞINA göre değişken fiyatlar görülmektedir. Ülkemizde ciddi köpek klüplerinin yokluğu maalesef bu fiyat karmaşasını doğurmuştur. Bu nedenle VeterinerHekimNet olarak sizlere tavsiyemiz; Sağlıklı bir çiftlik ile anlaşması olan bir VETERİNER KLİNİĞİ'NE bu konuda danışmanız olacaktır. (Bu soru 12782 defa sorulmuştur)

Köpeklerin derileri insanı bazen rahatsız edecek derecede koku salgılar. Bu sıklıkla hormonları ya da sahiplerinin titizliği ile ilişkilidir. Deri sağlığının bozulması ile de (uyuz ya da mantar hastalıkları gibi durumlarda) koku ciddi boyutlarda artar. Eğer koku çok hafifse ve Veteriner Hekiminizin belirtmiş olduğu bir deri hastalığı yoksa, evcil hayvan mağazalarında satılan sıvı, kuru ya da köpük formdaki özel şampuanları ya da köpekler için üretilmiş özel parfümleri da kullanabilirsiniz.

Latince "canine" kelimesi ingilizcede de köpek familyasını ifade etmek için kullanılır. K "key', 9 'nine' kelimelerine karşılık geldiği için birlikte okunduklarında key nine (keynayn) şeklinde seslendirilir. Köpek ailesi için kullanılan bu terim başlangıçta Alman Çoban Köpekleri için kullanılmıştır. Bu terim zamanla bu ırk ile özdeşleştiğinden dolayı yurdumuzda da bu manada kullanılmaktadır. Ancak bilinmesi gereken K9 teriminin Alman Çoban Köpeği ile bir alakası olmadığıdır.

Köpekler doğada kendilerini tedavi edebilme amacı ile ortamdaki kaynaklardan faydalanırlar. Atalarından kalma içgüdüler ile evlerimizde beslediğimiz köpeklerde çeşitli durumlarda kendilerini rahatlatma adına ot yemeyi tercih edebilirler. Bunun sebebi çoğu zaman mide ve / veya karın ağrısıdır. Seçtikleri otları yiyerek ağrıyı geçirmeye çalışırlar. Çoğu zamanda kendilerini kusturacaklardır. Ancak bu gibi durumların haricinde de köpekler sırf oyun oynamak, hırsını çıkarmak veya davranış bozuklukları sebebi ile de ot yiyebilirler. Bu durum uzun sürer ise köpeğinizi Veteriner Hekiminize götürmeniz gerekmektedir.

Normal şartlar altında en doğal besinlerden biri olan süt, fazla olmamak kaydı ile bire bir oranında sulandırarak kedilere verilebilir. Ancak, bazı kediler, bu en doğal kedi besinini içtiklerinde süte veya (süt şekeri) laktoza karşı bir tür entolerans geliştiriyor ve sonuçta gastroentestinal sorunlar (kusma, ishal gibi) yaşıyorlar. Böyle bir durumla karşılaşırsanız veteriner hekiminize danışarak onlar için özel olarak hazırlanmış hazır mamaları kullanmanızı tavsiye ederiz.

Kaplumbağaların cinsiyetlerini karşılaştırma yapmadan ancak çok deneyimli bir göz belirleyebilir. Bunun için de kuyruk ve tırnakların uzunlukları, şekilleri ve alt kabuklarının yapısı incelenir. Ayrıca kanlarından da cinsiyetleri belirli laboratuar testleri ile tespit edilebilmektedir.

Ağrı şoku olarak tanımlanabilecek durum; çok ani (akut) ağrıların hayvanın davranışından ziyade vücut hareketleri ile belli ettiği şiddetli ağrılarda ortaya çıkan bir yanıttır. Genel olarak kambur duruş, inleme, denge kaybı, titremeler gibi sinirsel hastalıkları akla getirebilecek belirtiler gözlenir. Ağrının devamı halinde bu belirtiler azalabileceği gibi, ağrının hafiflemesi ile tamamen ortadan kalkması da mümkündür. Bu durumda acilen hekiminize ulaşmanız ve KESİNLİKLE AĞRI KESİCİ İLAÇ UYGULAMASI YAPMAMANIZ GEREKMEKTEDİR. Bu durumda hekiminizin muayene ve teşhisi yanıltılmış olacaktır.

Isırılan bölgeyi iyice yıkadıktan sonra en yakın sağlık kuruluşundan yardım isteyiniz. Aşı olmak için Haseki Devlet Hastanesi'ne başvurabilirsiniz. Haseki Devlet Hastanesi : 0212 529 44 00 www.hasekihastanesi.gov.tr

Gıdalar içerisinde bulunan, insan sağlığı için tehlike yaratabilecek mikroorganizmalar gıda ile birlikte vücuda girdiklerinde her mikroorganizma tipine özgü belirtiler göstererek hastalık oluşturabilirler. Gıdalarla birlikte alınana az sayıdaki mikroorganizma gıda enfeksiyonunu başlatmak için yeterli olabilmektedir. Bu mikroorganizmalar hayvansal gıdalarda hayvanın kendisinden köken alabileceği gibi işleme veya depolama sırasında da bulaşabilir. Gıda enfeksiyonlarına örnek olarak tüberküloz, bruselloz, tifo, bulaşıcı sarılık, kolera gösterilebilir. Gıda zehirlenmesi ise; bazı bakteri ve küflerin gıda içinde gelişmeleri sonucu şekillenir. Bu organizmalar gıdada çoğaldıktan sonra bazı toksinler (zehirler) üretirler. Bu toksinler de insan sağlığı için tehlike oluşturabilir. Genellikle gıda zehirlenmeleri bağırsaklarda sınırlı kalırken; gıda enfeksiyonları bağırsaklarda başlayıp bütün vücuda yayılabilir.

Büyük ihtimalle köpeğiniz anal kese yangısı adını verdiğimiz hastalık nedeni ile kaşıntı hissini gidermek için bu hareketi yapıyordur. Çok iyi bakım koşulları altında dahi oluşabilen bu hastalık, dışkıların daha kolay çıkmasını sağlayan, anüs bölgesindeki keselerin iltihap toplaması ya da içeriklerinin aşırı miktarda birikmesi olarak özetlenebilir. Lütfen gerekli müdahale ve tedavi için en kısa sürede hekiminize danışınız.

Su kaplumbağalarında sıklıkla görülen sistemik bir enfeksiyonun belirtisi olan göz kapaklarının beyazlaşması ve şişmesi temel olarak hijyen eksikliğinden ve suyun çok sık değiştirilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu hastalığa engel olmak için kaplumbağanızın bakım koşullarının uygun olması ve tüm ihtiyaçlarını doğru olarak karşılaması gerekmektedir. Tedavi şansı bireysel olarak değiştiği için bu gibi bir durumla karşılaştığınızda veteriner hekiminize danışmanız gerektiğini unutmayınız.

Kedilerin kendilerini temizlerken yuttukları tüyler "hairball" (saç yumağı) adı verilen oluşumlara neden olabilirler. Doğada bu sorunu kedigiller selüloz oranı yüksek otları yemek suretiyle, sindirim sistemlerini bu lifli gıdalarla temizlerler. Kedinizin arada sırada ot yemesinde bir sakınca bulunmamakla beraber, zehirli bitkilerden uzak durmalarını sağlamak dikkat edeceğiniz bir nokta olmalıdır.

Köpekler de bizler gibi memeli hayvanlardır ve beslenme ihtiyaçları belirli fizyolojik durumlar ile kontrol edilmektedir. Beyindeki açlık ve iştah merkezlerinin uyarılması sonucu mideyi gelecek olan yemeğe hazırlamak adına tükürük bezlerinden salya yani tükürük salgılanır. Bu durum özellikle ev yemeği ile beslenen hayvanlarda çok daha fazla gözlenmektedir. Köpeğinizin kuru mama ile beslenmesinin pekçok faydasından birisi de sizi rahatsız etmeyecek seviyede salya salgılanmasını sağlamasıdır.

Dış kulak kanalı; bakteri, mantar ve kulak uyuzlarının çok sevdikleri; sıcak ve nemli bir ortamdır. Özellikle uzun kulaklı köpeklerin kulaklarının düzenli bakımı ve temizliği, sağlıkları açısından elzemdir. Kulaktan gelen kötü kokular mutlaka Veteriner Hekiminiz tarafından muayene edilmelidir. Uzun süren enfeksiyonlar tedaviyi zorlaştıracak ve durumun ciddiyetini arttıracaktır.

Kedi ve köpekler kendilerini sık sık yalayan ve temizliğini bu şekilde yapan hayvanlardır. Elbette bu yalanma esnasında tüy yutmaktadırlar. Yedikleri otun içinde bulunan ve selüloz denilen madde ile yutulan tüyler yumuşatılır ve kusularak kolayca dışarı atılır. Böylelikle sindirim sistemlerini temizlemiş olurlar. Endişelenilecek bir şey yok. Kediniz hasta değil, doğasına uygun hareket ediyor. Ancak evde bulunan bazı bitkiler, çiçekler hayvanlar için zehirli olabilir. Bu konuda da dikkatli davranmakta fayda var.

Köpeğiniz evde yaşıyorsa, rutin olarak 2 ayda bir yıkamanız esasen yeterlidir. Ancak gerçekten çok kirlendiğine inandığınız zaman yıkamanız derisinin sağlığını korumanız açısından önemlidir. Yıkamadan ziyade tüylerinin uzunluğuna göre belirlenen sıklıkta taramanız çok daha önemlidir. Bu şekilde hem ölü tüyleri almış hem de kan dolaşımını arttırarak yeni gelen tüylerin daha sağlıklı çıkmasını sağlamış olursunuz.

Kilosu ölçülememekle birlikte uzunluğuna dayanarak en büyük hayvan büyük mavi balinadır. En büyük yaşayan kara hayvanı ise erkek Afrika filidir ki ağırlığı 8 ton civarındadır. Aslında şampiyonlar eski çağ hayvanlarından dinazorların bazı türleridir. Bulunmuş olan fosillerde bunu kanıtlamaktadır.

Köpeklerde sıklıkla görülen tersine hapşırık durumu pek çok köpek sahibinin farkedemediği veya yanlış yorumladığı bir durumdur. Kedilerde çok daha nadir görülen tersine hapşırık; boğaza bir yabancı cisim kaçmışcasına, hayvanın hırıltılar çıkarması, boynunu ileri uzatması ve öksürüğe benzer sesler çıkarması ile karakterizedir. Bu durum son derece doğaldır ve yumuşak damağın kısa süreli kasılmaları neticesinde oluşur. Bu durumu bizlerde de görülen hıçkırık ile benzeştirmek mümkündür.

Tırmalama hareketleri esneme amaçlı yapılır.Esneme alışkanlığı genellikle uzun süre yattıktan, oturduktan sonra ya da uyandıklarında görülür. Kediler bu davranışı köpeklere göre daha sık gösterirler. Tırnaklarıyla tutundukları yerden güç alarak kaslarını esnetirler. Böylece hem kas hem de tendolarının sağlıklı kalmalarını sağlarlar. Bu amaçla kedinizin tırmalayabileceği bir yer hazırlamanız onun sağlığı açısından son derece önemlidir.

Köpeğinizin derisi sizinkinin aksine farklı pH değerine ve de hassasiyetine sahiptir. Derilerinde her daim yağ bulunması, köpeklerin deri sağlıkları açısından gereklidir. Sıklıkla yapılan hata, kendimiz için kullandığımız ürünlerle yapılan yıkamalardır. Bunların sonucunda allerjik reaksiyonlar, deride kurumalar, kepeklenmeler görülebilmektedir. Bu nedenle mutlaka köpekler için özel olarak üretilmiş ve kaliteli şampuanları tercih etmelisiniz.

Bu sıklıkla yanlış değerlendirilen bir konudur. Köpekler çiğ eti ve kemikleri sindirebilecek yapıda sindirim sistemine sahiptirler. ANCAK tavuk kemiği gibi boşluklu kemikler sindirimleri daha kolay olsa dahi, sivri kenarları ile rahatlıkla sindirim kanalında yaralanmalara hatta delinmelere neden olabileceğinden KESİNLİKLE köpeklere verilmemelidir. Tercihen haftada ya da ayda bir, uzun ve büyük kemikleri kaynattıktan sonra köpeğinize vermenizde bir sakınca yoktur.

Dişi köpekler yılda iki sefer kızgınlık dönemine girerler. 6 - 9 aylıkken başlayan bu dönemler arada sırada mevsimsel ya da psikolojik değişimlere göre aksayabilir.

Tavşan gibi kemirgen hayvanların genel bakımlarında esas olan hijyenik koşulların sağlanmasıdır. Kısaca bu sorunu, kaynağından daha oluşmadan çözmektir. Bunun için kafesin haftalık bakımını düzenli aralıklarla yapmalı ve uygun temizliği sağlamalısınız. Eğer buna rağmen bu gibi bir durumla karşılaşırsanız en kısa zamanda bir Veteriner Hekim'e danışmanız ve en doğru tedavi için bir kliniğe gitmeniz gerekmektedir. DİKKAT! Lütfen kendi uygulayacağınız bit ve pire ilaçlarından sakınınız. Zira Kemirgenler bu gibi ilaçlara karşı aşırı hassaslardır!

Bu tip hastalıklar genellikle diare (ishal), karın ağrısı, duruma göre yüksek veya düşük ateş, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtilerle kendini gösterir. Belirtiler, sorumlu gıda tüketildikten yarım saat sonra ortaya çıkar. Fakat viral (viruslardan kaynaklanan) ve parazitik (parazitlerden kaynaklanan) hastalıklar haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Gıda kaynaklı hastalıklar 1-2 gün sürer ama bazı durumlarda veya önlemi alınmadığında 7-10 gün sürebilir hatta ölüme bile sebep olabilir.

Ne yazık ki bu sorunun tek ve net bir açıklaması yok. Dışkı yeme, bir iç organ hastalığına bağlı olabileceği gibi çeşitli besin maddelerinin (vitamin, mineral, vs.)eksikliğine de bağlı olabilir. Kimi zaman da davranışsaldır. Genç köpekler­de doğayı keşfetme yolu olabileceği gibi sadece can sıkıntısından veya sahibinin ilgisini çekme amacı ile de yapılıyor olabilir. Bu sorun süreklilik arzettiğinde hayvan sahibinin yapması gereken en doğru davranış veteriner hekimine danışmak olacaktır.

Kedi 56 gün Köpek 63 gün Kısrak 336 gün Eşek 326 gün İnek 283 gün Manda 10,5 ay Koyun 150 gün Keçi 150 gün Kurt 63 gün Aslan 105 gün Kaplan 105 gün Tilki 49 gün Fil 660 gün Zürafa 450 gün Deve 12 ay Tavşan 28 gün Fare 21 gün Sıçan 28 gün Kobay 32 gün Domuz 114 gün

Köpeğiniz sulandırılmamış sütü sindiremeyeceğinden kolaylıkla ishal olacaktır. Fakat ayda bir yoğurtla mamasını karıştırarak vermek, bağırsak florasını düzenleyerek sağlıklı bir sindirim sistemi için ona yardımcı olacaktır.

Erkek kediler tüm sürü hayvanlarının yaptığı gibi hakimiyetleri altındaki alanları işaretlerler. Bunun içinde genital sistemlerinde üretilen bir kokuyu kullanırlar. Spreyleme adı verilen bu hareketi, özellikle kapılara ve mobilyaların köşelerine yaparlar. Eğer bu durumun oluşturduğu kokudan şikayetçiyseniz lütfen çözümleri konusunda Veteriner Hekiminize danışınız.

Derin bir kesik veya yaradan gelen kanamayı durdurabilmek için iki temel yöntem vardır, doğrudan baskı ve turnike. Önce kanamayı doğrudan baskı ile durdurmaya çalışın. Yaranın üzerine bir kaç kat steril gazlı bez koyup sıkıca ve düzgün ve baskı uygulayın. Yarayı silmeyin veya yara temizleyicileri ya da merhemler sürmeyin. Eğer kan gazlı bezden geçiyorsa, bezi almayın bu pıhtılaşmayı önleyip kan akışını yeniden hızlandırabilir. Üzerine yeni bir gazlı bez koyup bastırın. Bacak ya da kuyruktaki kanama baskıya rağmen durdurulamıyorsa, bir turnike kullanmayı deneyin. Bunu ancak son çare olarak kullanın. Turnike uygulaması 2 saatten fazla sürmemelidir. Fazla uzun bir süre uygulanan turnike, uzvun kaybedilmesine yol açabilir. Turnike uygulamak için uzvu ya da kuyruğu 2,5 cm eninde bir gazlı bez ya da geniş bir kumaş parçası ile sarın ve yarım düğüm atın. Dar bir bant veya ip kullanmayın. Üzerine bir kalem yada çubuk takın ve düğümü tamamlayın. Kanama duruncaya kadar yavaşça kalemi döndürün. Yapışkan bant ile yapıştırın. Kan dolaşımının devamını sağlamak için turnikeyi her beş dakikada bir gevşetin. Yarayı steril gazlı bez ile örtün ve köpeği tedavisi için mümkün olduğunca çabuk veteriner hekiminize götürün.

Yavru köpeklere günlük öğünün, üç eş porsiyona bölünerek verilmesi tavsiye edilir. Yetişkin köpeklerin de günde bir sefer yemeleri önerildiği gibi, bazı durumlarda (yemek sonrası kusmalar, aşırı hızlı yeme vs.) günde iki eş porsiyon şeklinde de besleme yapılabilir. Düzenli saatlerde yapılan besleme, sindirim sisteminin daha sağlıklı çalışması açısından da faydalı olacaktır

Kedilerin tüylerini yalaması sonucunda sindirim sistemlerinde oluşan tüy yumakları “hairball” olarak adlandırılır. Kediler bu tüy yumaklarını çıkarabilme amacı ile bazen ot yemeyi tercih edebilirler. Bu tüy yumaklarının çıkarılmasına yardımcı olabilmek için en iyi yöntem, Veteriner Hekiminizin önereceği sıklıklarla özel olarak üretilmiş mamalar ile kedinizi beslemek olacaktır. Bu sayede ileride çıkabilecek olan sindirim sistemi problemlerinin de önüne geçilmiş olacaktır.

Şiddetli ve uzun süren durumlarda kesinlikle doktor müdahalesine baş vurulmalıdır. Bunun dışında belirtilere yönelik tedavi uygulanabilir. Aşırı kusma ve ishalden kaynaklanan su kaybının önüne geçmek için kişiye bol sıvı verilmelidir ve dinlendirilmelidir.

Kanatlı hayvanlar vücut sıcaklıklarını ve böylelikle de metabolizmalarını belirli bir düzende koruyabilmek adına tüylerinin sıklıklarını değiştirebilirler. Böylelikle dış ve iç tüy katmanları arasında kalan havanın dolaşımını kontrol etmiş olurlar. Kısaca tüylerini kendilerince bir battaniye ya da yorgan haline getirebilirler. Dikkat edilmesi gereken nokta; kuşlar hasta olduklarında da tüyleri kabarık vaziyette durabilirler. Bu durumda büyük ihtimalle kanatlar da aşağıya doğru sarkmış olacaktır. Lütfen bunun ayrımında dikkatli olunuz ve bu gibi bir durumla karşılaşırsanız en kısa zamanda bir Veteriner Hekim'e danışınız.

Evet köpeğiniz bağırsaklarını tıkama ihtimali olan bir cisim yuttuğunda acilen hekiminize danışmanız ve kliniğini ziyaret etmeniz gerekmektedir. Aksi taktirde yutulan yabancı cisim mide kapaklarını ya da bağırsakların herhangi bir bölümünü tıkayarak ölümcül hasarlara yol açabileceği gibi olayın üzerinden geçecek her dakika da tedaviyi zorlaştıracaktır.

Olumsuz hijyen koşulları altında işlenmiş bütün gıdalar gıda zehirlenmesi açısından risk taşır. Bunun yanı sıra protein yönünden zengin gıda gurupları diğerlerine nazaran daha risklidir. Bunun sebebi bu tip gıdalarda bakterilerin üremesini destekleyen besin maddelerinin çok olmasıdır. Hayvansal gıdalar protein yönünden zengin gıdalar olduğu için bakteri üremesi açısından en riskli gıdalardır.

Köpeklerde sadece asprin değil diğer bütün beşeri ilaçlar Veteriner Hekim kontrolü haricinde kullanılmamalıdır. Bazı özel durumlarda hekiminiz size asprin ve bunun gibi ilaçları belli bir süre ve belirlenmiş doz ile kullanmanız için reçete edebilir. Asprin, tek başına uzun süreli kullanımda mide ülserlerine sebebiyet vererek ilerisi içinde dönüşümsüz sağlık sorunlarına neden olabilir.

4 aylık olunca yavruların dişleri değişmeye başlar ve 5. ile 7. ay arasında süt dişleri yerlerini kalıcı dişlere bırakırlar.

Karın boşluğundaki organlardan bir ya da birkaçının, doğal bir delik veya sonradan oluşan bir yarıktan geçerek deri altı ya da göğüs boşluğunda değişik büyüklük ve kıvamda şişlik oluşturması fıtık olarak tanımlanır. Hazırlayıcı (cinsiyet, kalıtım, karın duvarı lezyonları, karın kasları aşırı gerilmesi) ve Yapıcı (travmalar, ağır işe koşturma, sancı ve aşırı kas kontraksiyonları) nedenler sebebi veya sonucu ile oluşurlar. Tipleri: Hernia abdominalis, hernia umbilikalis, hernia inguinalis, hernia perinialis, hernia cruralis, hernia diaframatika.

Birinci ve ikinci derecede yanıklar için (kızarıklık ve hafif şişkinlik ya da kabarcıklar ve aşırı hassasiyet), yanık bölgeyi serin suya batırın veya üzerine buz paketleri uygulayın. Tereyağ, diş macunu veya insanlar için yapılmış ilaçlar sürmeyin. Yanık yeri yumuşakça kurulayıp sarın ve veteriner hekiminize gidin. Üçüncü derecede yanıklarda deri beyaz görünür, tüyler kolayca çıkar ve acı şiddetlenir. Böyle durumlarda veteriner hekiminizi derhal çağırın. Herhangi bir şey uygulamayın, sadece yanık bölgenin üzerini yapışmayacak bir bez ile örtün.

Parazit; yaşamını konakçısından sağlayan ve ona zarar veren canlılara verilen genel bir isimdir. Evcil hayvanlarımızda sıklıkla görülen parazitleri temel olarak iki grupta sınıflandırabiliriz. İç Parazitler ve Dış Parazitler; Bu parazitlerden korunmak ve mevcut parazitleri evcil hayvanınızdan uzaklaştırmak için en doğru yöntemleri hekimiz size detaylı olarak anlatacaktır. Unutulmaması gereken önemli bir nokta, BU PARAZİTLERİN BAZILARI İNSANLARA DA BULAŞARAK HALK SAĞLIĞINI TEHDİT ETMEKTEDİRLER. Bu nedenle mutlaka düzenli olarak minik dostunuzun iç ve dış paraziter uygulamalarınin hekiminiz tarafından yapılmasını sağlayınız.

Eklem kapsülü, tendo, ligament ve kıkırdak dokunun rejenerasyonu ve fizyolojik yapısını korur. Bu dokuların rejenerasyonundan dolayı ağrılar hafifler. Eklem kıkırdak dokusunun mekanik direncini ve elastikiyetini arttırır. Dysplasi ve Osteoartritis tedavisinde ve korunmasında kullanılır. Ligamentlerden veya eklem kıkırdak hasarından sonra oluşan hareket problemi olan hayvanlarda kullanılır. Aynı zamanda yaşlı hayvanlarda hareketlerin daha kolay yapılmasına yardımcı olduğu gibi yavrularda da eklem gelişimini destekler ve hızlandırır.

Dişi köpeklerde en ideal çiftleştirme yaşı 3. kızgınlık veya onu takip eden kızgınlık dönemi olacaktır. Bunun sebebi dişi köpeklerde gelişimin 15 -18 aylık dönemde tamamlanmış kabul edildiğidir. Fizyolojik gelişimin tamamlanmış olması hem doğacak yavruların hem de annenin sağlığını korumada ve gelişimlerinde önemi vardır. Erkek köpekler ise ergenlik çağlarını tamamladıktan sonra (12 ay) çiftleşebilir ve dişiyi gebe bırakabilirler.

Kızgınlığın ilaçlarla bastırılması damızlık olarak kullanılması düşünülen hayvanlarda uygulanabilir, ancak ilaç kullanımı bazı yan etkilerin oluşmasına yol açabilir. Kızgınlığı baskılamak amacıyla kullanılan progesteron preparatları rahim mukozasında kalınlaşma, rahim iltihapları oluşumuna zemin hazırlama, trombositlerin fonksiyon bozuklukları, yumurtalık kistlerine neden olabilir. Sadece kısa süreli ve hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Kalıcı çözüm ancak kısırlaştırma ile olasıdır. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri sitemizde bulabilirsiniz.

Mikroçip yaklaşık bir pirinç tanesi büyüklüğünde, herhangi bir enerji kaynağına ihtiyaç duymayan, okuyucu bir cihaz tarafından gönderilen sinyallere karşılık olarak dünya üzerinde bir eşi daha bulunmayan ve International Committee for Animal Recording tarafından onaylı bir numarayı okuyucuya gönderen mikro cihazlardır. Bir tarayıcı kullanılarak deriye temas gerektirmeden rahatlıkla okunabilir ve asla hissedilmez. Steril bir enjektör içinde implantasyona hazır şekilde dağıtımı yapılmaktadır. Tamamen biyouyumlu bir koruyucu cam kapsül içindedir. 10 yılı aşkın araştırma ve geliştirme çalışmaları süresince ve yüzmilyonlarca uygulama sonucunda hiçbir yan etkisi veya zararı görülmemiştir. Pet tarafından taşındığı sürece herhangi bir rahatsızlık vermesi veya pet tarafından hissedilmesi mümkün değildir. Petin tüm ömrü boyunca çalışmaktadır ve herhangi bir yenileme gerektirmemektedir. Aşılama kadar basit ve göreceli olarak acısızdır.

Uyuz, köpeklerde normal deride dahi az da olsa bulunan ve bağışıklık sisteminin zayıf düştüğü (hastalık, yoğun stres, uzun süreli açlık vs. ) durumlarda vücudu ele geçiren bir parazittir. Kıl köklerine yerleşerek tipik uyuz belirtilerinin görülmesine neden olur. Yaralar sıklıkla göz çevrelerinde, bacaklarda, kuyruk sokumunda; hastalığın seyrine göre lokal (sınırlı bölgelerde) veya generalize (tüm vücuda yayılmış) olarak kendini gösterir. Tedavisi uzun sürmektedir ve inatçı bir bakım gereklidir. Kaşıntı iyileşme safhasında normal olarak görülmektedir. Hastalığın tedavi sonrasında enfeksiyonun yeniden ortaya çıkması mümkündür. Bu nedenle düzenli bir tedavi ve sürekli bakım gereklidir. Bu süreçte hastanın beslenmesi de çok iyi desteklenmeli ve bağışıklık sistemi güçlendirilmelidir. Benzeri oluşumları köpeğiniz ya da kedinizde gördüyseniz en kısa zamanda bir Veteriner Hekime danışmanız tavsiye edilir. Erken teşhis tedavi süresini imkanlar dahilinde kısaltacaktır.

Diş eti ile diş minesinin birleşiminde oluşan bakteriyel plakların uzun süre o bölgede kalması (sürekli yumuşak besinlerin tüketimi gibi nedenlerle bu birikimin uzaklaştırılamaması) ve zaman içerisinde bu oluşumların kireçlenmesine bağlı meydana gelen taşlardır.

Anestezi, canlının merkezi sinir sisteminin çeşitli ilaçlar ile baskılanmasıdır. Latince anlamı duygusuzluk, hissizliktir. Genel, Lokal veya Paravertebral adı verilen yollar ile uygulanabilir. Her anestezinin belirli bir yaşam riski söz konusudur. Lütfen evcil hayvanınız anesteziye girmeden önce bu riskler hakkında hekiminizden sizi bilgilendirmesini isteyiniz.

Yaş konusunda alt ya da üst limit yoktur. Dikkat edilmesi gereken husus kısırlaştırmanın hayvanın yaşamına katacağı faydalar olmalıdır. Lütfen bu konuyu Veteriner Hekiminiz’e danışınız. Ayrıca fikir edinmek için aşağıdaki makaleyi okumanızı tavsiye ederiz : http://www.veterinerhekim.net/makale_arsiv.asp?MID=14

Donma genellikle ayak parmaklarını, kulakları ve testisleri etkiler. Kediyi / Köpeği sıcak bir yere götürün ve etkilenmiş bölgeyi, sıcak suya batırılmış bezler veya nemli sıcak su torbaları ile ısıtın. Bölgeyi ovalamayın ve aşırı derecede sıcak uygulamayın. Veteriner hekiminizi çağırın.

Zehirlenme, hayvanınız toksik bir maddeyi yutması ile olabileceği gibi kimi durumlarda madde ile temasla da şekillenebilir. Örneğin ev temizlik maddeleri, çeşitli bitkiler, kimyasal maddeler risk oluşturabilir. Eğer hayvanınızın zehirlenmiş olabileceğini düşünüyoranız derhal veteriner hekiminizi arayın. Zehirlenmenin kaynağını tespit etmeye çalışın ve eğer tespit edebilirseniz bu maddeyi beraberinizde veteriner kliniğine götürün veya veteriner hekiminizi bilgilendirin, bu yapılacak müdahale ve uygulamalar açısından son derece önemlidir.

Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekilli parazitlerdir. 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede taşıdıkları hastalıkları insanlara bulaştırabilirler. Kan emdikçe şişerler.

Zamanla diş etlerinin kenarında biriken diş taşları, bu bölgede diş eti enfeksiyonuna ve ilerleyen dönemlerde de enfeksiyonun bölgedeki kemiklere yayılmasına neden olurlar. Bunun sonucu olarak kemik dokudan desteğini kaybeden dişlerde sallanmalar ve akabinde bu dişlerin kaybı görülebilir.

Köpeklerin birbirleri arasında iletişim kurmalarını sağlayan önemli noktalardan birisi de kokudur. Bu kokular sayesinde, alanlarını paylaştıkları köpeklerin boyutlarını dahi anlayabilirler. Köpekler kendilerinden iri köpeklerin alanlarını işaretlemeyi çok fazla tercih etmezler. Bunun için de köpekler koku bırakırken mümkün oldukça yüksek koku bırakmaya çalışırlar. Böylece mümkün oldukça geniş bir hakimiyet alanına sahip olurlar. Küçük köpeklerin de bunun gibi hileler ile daha yükseğe işaret bırakmaları normal kabul edilebilir.

Seksüel siklusun kızgınlık evresinde ( 2. Evresi olan Östrus) eğer dişi hayvan çiftleşmemiş ise bunu takip eden siklus döneminde (metostrus) “Yalancı Gebelik” adını verdiğimiz durum gelişir. Bu fizyolojik olarak seksüel siklusun akışında yaşanan doğal bir süreçtir. Bunun sebebi kan prolaktin seviyesinin yükselmesidir. Bu artış bazen daha yüksek seviyelere ulaşmakta ve buna bağlı olarak ta dış klinik semptomlar ortaya çıkmaktadır. Bazen de bu seviyedeki (prolaktin) artış fizyolojik sınırlar içerisinde kaldığından dış klinik semptomlar gözlenmez. Başlıca klinik semptomlar; memelerin büyümesi, sıkıldığında süt veya sekret gelmesi, köpeğin memelerini yalaması, bazen memelerde kızarıklık ve ağrı. Karanlık yerlere saklanma, evdeki çeşitli taşınabilir eşyaları sahiplenme ve saklama, sinirlilik hali, iştahta azalma veya tam tersi artış gibi dış klinik semptomlar gözlenebilir. Mevcut bu olgu fizyolojik bir seyir izliyorsa müdahale edilmeden kendiliğinden 10 – 15 gün içerisinde düzelir. Ancak memelerde kızarıklık, şişkinlik, ağrı, ateş, genel durumda bozulma (iştahsızlık, durgunluk, vucut ısısında artış) gibi genel semptomlar oluştuğunda Veteriner Hekim tarafından müdahale edilmesi gerekir. Müdahale yapılmaz veya geciktirilirse karşılaşılabilecek olgular; mastit, apse, meme kistleri ve ilerleyen yaşlarda meme tümörleridir. Prof. Dr. İsmail KIRŞAN tarafından cevaplanmıştır.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşİ (KKHA), keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir (virüs) etken tarafından oluşan bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala yüksektir.

Latince kelime anlamı şişkinlik olup, terimsel olarak hücrelerin kontrolsüz olarak üremesi ve yayılması anlamına gelir. İyi huylu(bening) ve kötü huylu(malign) olarak temelde ikiye ayrılır. Kesin teşhisleri için mutlaka örnek alınması ve bu örneğin bir uzman tarafından mikroskop altında incelenmesi gerekmektedir.

Derin bir kesik veya yaradan gelen kanamayı durdurabilmek için iki temel yöntem vardır, doğrudan baskı ve turnike. Önce kanamayı doğrudan baskı ile durdurmaya çalışın. Yaranın üzerine bir kaç kat steril gazlı bez koyup sıkıca ve düzgün ve baskı uygulayın. Yarayı silmeyin veya yara temizleyicileri ya da merhemler sürmeyin. Eğer kan gazlı bezden geçiyorsa, bezi almayın bu pıhtılaşmayı önleyip kan akışını yeniden hızlandırabilir. Üzerine yeni bir gazlı bez koyup bastırın. Bacak ya da kuyruktaki kanama baskıya rağmen durdurulamıyorsa, bir turnike kullanmayı deneyin. Bunu ancak son çare olarak kullanın. Turnike uygulaması 2 saatten fazla sürmemelidir. Fazla uzun bir süre uygulanan turnike, uzvun kaybedilmesine yol açabilir. Turnike uygulamak için uzvu ya da kuyruğu 2,5 cm eninde bir gazlı bez ya da geniş bir kumaş parçası ile sarın ve yarım düğüm atın. Dar bir bant veya ip kullanmayın. Üzerine bir kalem yada çubuk takın ve düğümü tamamlayın. Kanama duruncaya kadar yavaşça kalemi döndürün. Yapışkan bant ile yapıştırın. Kan dolaşımının devamını sağlamak için turnikeyi her beş dakikada bir gevşetin. Yarayı steril gazlı bez ile örtün ve köpeği tedavisi için mümkün olduğunca çabuk veteriner hekiminize götürün.

Aşırı derecede güneş altında kalmış bir kedi / köpek sıcak çarpmasına maruz kalabilir. Bu ölüme kadar götürebilen oldukça ciddi bir durumdur. Güneş çarpmasının belirtileri hızlı soluma, koyu renkli dişetleri ve dil, salyada artış, bitkinlik ve kusmadır. Eğer bu belirtilerden en az ikisi bir arada ise, ilk hedefiniz kedinizi / köpeğinizi serinletmek olmalı. Kedi / köpeğiniz hafif şekilde etkilenmiş görünüyorsa, onu daha serin bir yere taşıyın (klimalı bir oda, banyo küveti, fayans, vs.) veya ıslak serin bir havluya sarın. Köpeğin ateşini ölçün ve eğer 40°C ve üzerinde ise üzerine serin su tutun (soğuk değil) veya serin su ile dolu bir küvete koyun. Tabi acilen veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin.

İdrar taşları, idrar yollarındaki pH dengesinin bozulması sonucu idrardaki minerallerin çökelmesi ve kristalleşmesi sonucu oluşurlar. Kristaller (halk arasında kum olarak da bilinmektedir) tek başlarına dahi ciddi hastalıklara yol açabilirler. İdrar kesesinde kristallerin uzun süre bulunması sonucu taşlar meydana gelir. Özellikle dengesiz ve bilinçsiz beslenen evcil hayvanlarda, mineral yoğunluğu fazla olan su tüketen hayvanlarda sıklıkla görülürler. Sıklıkla idrar taşı görülen bazı ırkların (Siyam, İran vb.) mutlaka uygun mamalar ile beslenmelidirler. Ölümcül sağlık problemlerine yol açmadan koruyucu uygulamalar hakkında veteriner hekiminizden bilgi alınız.

Hastalık yeni bir hastalık değildir ,12.yüzyıldan beri bilinmektedir. Tarihte ilk olarak Tacikistan'da görülmüştür. Hastalığı ilk olarak İsmail El Cürcani ‘kara böcekler ile taşınan kara hastalık ‘ olarak tanımlamıştır. 1944 yılında Kırım'da görülmüş ve "Kırım Kanamalı Ateşi" olarak tanımlanmıştır. 1956 da Kongo'da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım kanamalı ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bu tarihten itibaren Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi ismiyle anılmaya başlanmıştır.

Bulgaristan, Makedonya, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova, Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Kuveyt, Çin ve Moritanya'da salgınlar yaptığı bildirilmiştir. Hastalık 2002 yılından beri ülkemizde görülmektedir.

Ultrason ya da ultrasonografi modern tıbbın vazgeçemediği görüntüleme yöntemlerinden birisidir. Ultrasonun canlı vücudunun içinde olup bitenleri anlamaya yarayan diğer görüntüleme yöntemlerden en önemli farkı bu amaca ulaşmak için X- ışınlarını kullanmaması yani radyasyon içermemesi, bunun yerine insan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgalarından yararlanmasıdır. Bir başka olumlu özelliği de elde edilen görüntünün gerçek zamanlı olması yani işlem yapıldığı sırada görüntünün monitör ekranında izlenebilmesidir.